Halfeti’de Sessiz Bir Dönüşüm
- 23 Kas 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 12 Ara 2025
"Bir mimarın yolculuğunda, suların kıyısında yeniden doğan bir hikâye."
Bazı yerler, zamanı durdurur. Halfeti de onlardan biri.
Fırat’ın kıyısında, suya gömülmüş evleriyle, taş duvarlarına sinmiş sessizliğiyle ilk gördüğümde, orada geçmişin fısıltılarını duymuştum. Eski sokaklarda yürürken, rüzgâr bile sanki geçmişle konuşur gibiydi.
İşte o sessizlik içinde başladı Tisa Konağı’nın hikayesi.

Halfeti’de, yukarıdaki resimde gördüğünüz bu taş yapı, bir zamanlar ev, sonra birer hatıra olmuştu. Bizim görevimiz, o hatırayı yeniden yaşatmak, ama bu kez başka bir biçimde nefes almasını sağlamaktı.
2021 yılının sonlarında, birlikte daha önceden birçok projede yer aldığım hocam, ustam, mimar ve koruma uzmanı Aslı Özbay'ın çağrısıyla, 2021 yazında Bodrum'da projelendirdiğimiz Mirkelam ailesine ait projenin uygulama süreçleri için, 2022 başında Şanlıurfa'nın büyülü, o zamana kadar adını çok az duyduğum küçük kasabası Halfeti'ye gidişimle süreç resmen başladı.
Projeyi, Aslı Özbay liderliğinde yürüttük. Halfetili ile çok keyifli anılar biriktirdim ve kısa bir süre sonra kasabanın genç mimarı olarak bilinen birisi olmuştum. Süreç boyunca, köyden, yaşanmışlığından, yalnızca taşları değil, o taşların anlattığı hikâyeyi de okumayı öğrendim, takıldığımda sordum, aradım, buldum. Bol bol fotoğrafladım.
Şantiye yönetiminden kurul süreçlerine, ruhsat takiplerinden malzeme kararlarına kadar her adım, hem mimari hem insani bir deneyimdi. Yapıların özgün kimliğini koruyarak onları yeniden işlevlendirmek, aslında bir tür saygı eylemiydi. Neyi nasıl yaparsak saygılı oluruz? Ne yapılmamalı? Mimari açıdan saygı dediğimizin karşılığı tam olarak nedir? gibi sorulara yanıtlar aradık. Bu bir öğrenme deneyimiydi ki şüphesiz hem soru işaretlerinin hem de yanıtların peşinde verimli saatler, günler geçirdik.

Her onarım, her taş yerleştirme, geçmişe “seni unutmadım” demenin sessiz bir yoluydu. Günün sonunda yapmak istediğimiz, geçmişe seni unutmadım mesajı vermek olurken kırsal alanda yürüttüğümüz mimarlık pratiğinin, hassasiyetinin bölgeye, köye, emsal teşkil etmesiydi.
Eğer nitelikli bir koruma-işlevlendirme dengesi kurup malzeme, işçilik ve tasarımla bunu ete kemiğe büründürmeyi başarabilirsek, başta işverenimiz olmak üzere, köyü, köylüyü, ve köyün nispeten harabe kalan kısmına yatırım yapacak yatırımcının dikkatini çekmeyi başarabilirdik konusunu düşündük ve o motivasyonla bölgeye hizmet ettik.
Proje bittikten sonra çevreden aldığımız "Biz de bu yaptığınız ev gibi bir ev yaptırmak istiyoruz" cümlesini duymamız ile birlikte, hedefimize ulaştık, mutlu olduk. Geçmişinde birçok duyguyu barındıran bu güzel kasabada, emsal olabilecek, beğenilen bir projenin parçası olabilmek, bireysel kariyerimde, unutamayacağım deneyimler arasında geliyor.

Bugün Tisa Konağı, Halfeti’nin kalbinde yaşamaya devam ediyor — hem mimarisiyle hem de taşıdığı hafızayla. İşletmesi ise süreçte tanıştığım bana çok da yardımı dokunan Bilgin ailesinde. Bilgin ailesi bu hafızayı gelen otel ziyaretçileriyle buluşturuyor. Benim içinse bu proje, sadece bir restorasyon değil, mimarlık yolculuğumun en anlamlı duraklarından biri oldu. Çünkü orada şunu öğrendim: Bir mekân, doğru ellerde yalnızca onarılmaz — yeniden anlatılır.
Bu yazıyı daha da detaylandırmak istediğim bir dönem, mutlaka olacak. İstanbul'da yoğun kent karmaşasında, disiplinler arası üretmeye, yeni hikayelere hizmet etmeye, yenilerini yazmaya, yapmaya gayret ediyorum. Vakit bulur bulmaz, bir seyehat günlüğü gibi, Halfeti üzerine yazıma yeni bölümler ekleyeceğim. Bir de ilgililere duyurmak isterim ki yakın gelecekte "Halfeti" odaklı bir arşivi de ODS_extra'da yayınlamayı hedefliyoruz. Burada amaç, hikayeyi, mimariyi, tasarımı ve çok daha fazlasını dijital arşivleme ile geleceğe aktarabilmek, umarım nice hikayeyi, projeyi burada arşivlemeyi başarırız. Unutmamalı #korumazsakkaybederiz!
Bir kez daha fırsat verenlere, Halfeti'ye ve Halfetili dostlara şükranla.
Sağlıcakla.









Yorumlar